"AŞK insanın akla uygun biricik eylemidir" -tolstoy-
Çarşamba, Temmuz 25, 2007
Hatırası yaşayan birinin anısına!
Kah yalnızlık sinmiş odamda cığlık cığlığa sevdanı sayıklattım dudaklarıma kah adının her harfini kanattım parmak uçlarımda. Bağışla beni sevgili. İçimdeki sana olan ölümsüz sevgiyi “ varlığımda” yaşatamasam da sen uzaklarda acılarını bedenimle ödemek sensizlikte yapabileceğim tek şey ne yazık ki..Bir ömür mutlu olacağını bilsem, bedenimi kefenleyip varlığına serilsin bu yamalı kalbim.
Çünkü ben sadece bir şafak vakti sis duvarlarından aşıp acılara yenilmiş dudaklarına sunulmuş bir damla can suyum… Yokluğuna kanayan her gecede “ benden ömür uzaklıktaki yüreğinden ” kurak toprağa düşen cümlelerin ölüme mevzilenmiş namlusunda kanattım hasretini. Sen kirpiklerini gökyüzünün ince dallarında uyuturken, ayrılıklara yataklık eden bir eşkıya gibi kelimelerin namlusunda ağlattım içimdeki cocuğun gözbebeklerini . Sen benden uzaklarda susmaları oynarken ben sensizliği anlatan intihar mektuplarının harflerinde susturdum yokluğunun pas tutmuş çığlıklarını. Seni sevmenin bedeli ölümle onurlandırılmışsa sevgili; gülüşlerim kefenim, saçların darağacım olsun…
Çünkü ben; ayrılık şarkılarının notalarına yaslanıp uzaklarda yarınlarım için vuslat cicekleri toplayan kadının dudaklarından söylenmiş son mutluluk cümlesiyim.. Unutma sevgili ; benden bir ömür uzaklığa gitsen de, ben hala ilk gün ki gibi seviyorum seni. Sesini duymasam da varlığına yaslanıp dualarıma ekliyorum ıslak gözyaşlarımı. Tozlanmış hatıralarımı gözlerimin önüne getirip getirip yüreğinle bana gülümsediğin hallerini anımsıyorum. Lakin gittiğin günden beri her yağmurda hüzünler üşüşüyor bedenime. Ne zaman yağmurun bulutlarla dansına tanıklık etsem; kanla yıkanmış yaşlarım düşüyor kuru toprağın ince dudaklarına. Yaşıma,başıma aldırmadan delicesine ağlıyorum gözlerimde nem, yüreğimde sensizlik ile..Biliyorum ki; gözlerimden her akan yaş, bana haram gülüşlerine dua oluyordur. Kirpiklerimden akan her nem, senin yazgına senin acılarına kefaret ödüyordur umarım.. Ve geleceğini bilsem; umuda gebe sabahlara kurşun sıkardım. Ölmeden önce gözlerini göreceğimi bilsem; dağlarını sırtlanıp tuz basardım kanayan sancılarıma..Ah gülüm, ah hicrana gelin ettiğim yarim..Gittiğin mevsimlerden dönüp baharlarıma gülümsemeyecek misin ?
Gittin ama gidişine hiçbir zaman pes etmedim. Yokluğunda kazılmış ayrılığın dipsiz çukurlarına düştüm. Canıma, yüreğime ilmeklediğim seni benden acımasızca söküp ipsiz uçurumlara sürgüler beni. Ezildim, itildim nemli duvarların sağır dudaklarında. Kanayıp durdum sensizliğin çatısız duraklarında. Ama pes etmedim. Gittin diye, beni “ sensiz “ bıraktığın diye senden vazgeçmedim. Gidişine yargısız ve acımasız mahkemeler kurup sevgine ayrılık hükmünü giydirmedim. Gözlerinde kanayan bir hatıra olsam da ben senin sevgini hep nefesim bildim. Yüreğine dokunamadığım her gece taş dibekleri yumruklayıp sensiz denizleri yakıp yıktım. Sancıyla kavrulan bedenime yosun bağlamış taşları reva gördüm. Bayatlamış bir isyanı üzerine giyinip ayrılığa bayrak açan ruhumu kalbimin ölümsüz sevdasıyla savaşlar açtım.. Meydanlarda süngüsüz kalsam da sevdanı tek silahım bildim. Ayrılıklar zafer çığlıkları atsalar da, ben seni kazandım. Biliyorum bu dünyada bize vuslat yasak.. Bize kavuşmalar hep ırak. Ama aşk bu değil midir ki; gitse de bir yudum gülüşüyle hala yürekte yaşatabilmek ?..Merak etme hüzün gözlüm; sen gitsen de ben sadece seni sevdim sevgili..Çünkü biz seninle aynı yürekle gülümseyip aynı gözle ağlayan iki imkansız yürektik kavuşmaları ölüme ertelenmiş….
Gitmiştin; ayrılığın meteliksiz sebepleri yamalı yüreğimde, kör hançeri göğsümde ışıldarken gitmiştin. Haklıydın gitmekte.. Ben gökyüzünden düşüp gülüşlerine yağan kar tanesiydim sen ise baharların en nazlı çiceği. Yüreğine her sarıldığımda sen üşüyecektin, bedeli ödenmemiş acılarını bedenimle sardığımda yine de sen ayazlara yenik düşecektin. Oysa ben sadece senin yüreğin için gökyüzünden serpilmiştim dudaklarına. Sadece senin gülüşlerin icin serilmiştim yapraklarına. Sevdana doğmuşken kar tanesi iken ben senin yapraklarında ölmeye gelmiştim. Aldığın nefes benim mutluluğum bilmişken her acın benim ölümüm olacaktı.. Ben senin yüreğinde yeniden doğmaya değil, senin yapraklarında ölüme kanatlanmaya gelmiştin.. Bilemedin seninle öleceğimi.. Bilemedin senin yüreğinde yavaş yavaş eriyeceğimi.. Gittin, yapraklarından düşüp toprağa sarıldım. Kanadı düşlerim, ezildi kelimelerim. Ben senin yüreğinde ölmeyi isterken, ben toprağın avuçlarında yavaş yavaş eridim. Ama hiçbir zaman ayrılığa yenilmedim ben. Çünkü ben seni sensiz yaşatacak kadar cok seviyordum. Bir gülüşüne bedenimi ölümün ayak uçlarına serecek kadar cok seviyordum seni. Çünkü; sen benim nefesimdin. Cünkü biz seninle güneşe mevzilenmiş sabahların avuçlarında vuslata gülümseyecek iki sevda tohumuyduk dallarında hep mutluluk cicekleri açacak…
Şimdi benden uzaklarda olsan da gecenin karanlığında “ umuda gülümseyen “ o gözlerini düşlüyorum. Adını bilmediğim rüzgarlara seni anlatıyor, gökyüzümden gelip geçen turnalara seni soruyorum. Bensiz uzaklarda mutlu olduğunu duydukça bir cocuk gibi seviniyorum. Gitsen de ben hala sendeyim sevgili. Gözlerini gördüğüm ilk günden beri ben hep aynı yerdeyim. Unutma sevgili; sana göre “ hiç yaşanmamış “ , bana göre “ hiç sonlanmamış “ sevda masalının iki kahramanıydık seninle..Mavi bulutların kirpiklerinde yıkanmış cümlelerin vuslat kokan satırlarıydık biz seninle.. Birbirimize severken ne savaşlar verdik seninle.. İmkansızlığı kelimelere ilmekleyip kavuşmalarımızı Ahirete erteledik. Aynı gökyüzünün altında gezinip aynı baharlara gülümsedik. Aramıza devasa yalnızlıklar örüldü, sevdamız emeklerken bize kör uçurumlarda tek başımıza yürüme reva görüldü. Aynı baharda yaşarken ayrı çöllerde düştük seninle..Aynı kirpiklerinden akan iki damla gözyaşı iken sen baharlara gelin oldun ben ise toprağın kanayan yaralarına bir dirhem tuz…
Gülüşlerimi yüreğine takıp tüm imkansızlığa inat bir gün kavuşabilseydik seninle ; yağmura aldırmadan saatlerce dans edecektim seninle gökyüzünün şahitliğinde. Sırılsıklam olmuş tenine taze gülüşlerimin sıcaklığını serip adaklar adayacaktım her nefesine.. Yağmur sonrası gökkuşağının güzelliğini çalıp baharın taze gelinciklerini örecektim naif yüreğine..Söyle ey yar; bulutları saçlarıma indirip bir bahar günü gelecek misin gülüşlerimin sıcaklığına ? Söyle ey yüreğimi acılarına adadığım sevgili; dönecek misin yüreğimin yalnızlığına ? Eşlik edecek misin yağmurla gözyaşlarımın dansına? Şahitlik edecek misin seni “ sensiz “ yaşatmama ? Kelimelerin susmalarına üzerine örtüp ben satırlarda gittiğin güne ağıtlar yakıyor olacağım. Sensiz yaşadığım her güne gitmiş olsan da yaşadığım aşkın mutluluklarını bulutlara yazıyorum olacağım. Ve sen yazılan bu satırlardan habersiz “ bensizliğe “ uyandığında ben sana nefes alıyor olacağım…
Gitsen de benden, ben hala seni seviyorum çünkü biz seninle hayat kadar yalan, ölüm kadar gerçektik..
Cumartesi, Haziran 23, 2007
AYAKÜSTÜ AŞK HİKAYELERİ
bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
demiş La Rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...
2.
her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
bir bakıştan, bir duruştan,
çağrışımın sonsuz hızından
unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
terk edeceğim
daha otobüsün ilk basamağında.
kim bilebilir ki?
sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek
ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
otobüs camına bağrında bir ok ile
bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
bu da ötekiler gibi,
kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
yaşayıp gidecek..
3.
şimdi hemen kalksam buradan
hemen çıksam uzun sokaklardan birine
kiminle karşılaşabilirim
kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden
geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen
bir ölümcül sevda hangi köşe başında
keser yolumu
bir tenhaya ulak olan
o suret avı
bırakır mı yakamı
haracı ödenmeden
bırakır mı yakamı
bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden
ak kağıda düşürülmüş
imzasını görmeden
bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden
4.
hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden
her aşk, her şiir
ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
perspektifinde hep bir sokak taşıyan
o sessiz
o faili meçhul cinayetlerden
resim altı sözcüklerden
aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden
bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti
elle bilenmiş sözcükler,
yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı
nabzımın atışına ayak uyduran vezninde
gece adımları şiirlerimin
bırakır mı yakamı yaşadıklarımı
dökmeden imgelerin giysilerine
hayatın maskelenmiş gerçekliğine
upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için
yeniden ve yeniden.
MURATHAN MUNGAN
Pazartesi, Mayıs 07, 2007
Yaşanan
Bir süredir kuşlar da yok
Kentin bulanık göğünde
Dumanlı bir uğultu
Uzayıp dururken sokaklarda
Ürküttü bütün kuşları da
Öfkeyi kollayarak sakin
Kalabilmenin zamanıdır
Biliriz ki bizimledir doğanın
Ve sevdanın gülümseyen sevinci
Ve onlar sahip çıkacaktır bize
Biz ki acılarla olgunlaştık
Biliriz kederi, kahrı ve zulmü
Aşkı ve hicranı da biliriz
Nice onmaz denilen yarayı
Acılarla sargılamadık mı
Ve ölesiye bağlıyızdır
Sevdamızı paylaşan,
Uzak ve yakın dostlara
Ki ahde vefa denilen şey
Bizimle girmiştir kitaplara
Ama neler getireceğini yarının
Ve neler alacağını bizden
Hesaplamanın zamanıdır
Bel bağlayamayız çünkü
Feleğin ve zalimin insafına
Ahmet Telli

Cumartesi, Mayıs 05, 2007
İNFİLAK
bu senin yaşadığındır
bir ev sıkılır kadınlardaki
seni sevmek bu kadar mı
o benim yaşadığımdır
bazan da bir yerde kuşlar vardır
ne uçmak ne görünmek için
bir karanfil pencereyi deler bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek severdik, ama olmadı
biz değil yaşayan ,acılardır
gitsemde her yerde biraz vardır
hatırda zamansız bir plak
bir otel kapısı , bir istasyon
vardır o seninle birlikte olmak
buluşur çok uzaktan ellerimiz
ve nasıl gözgözeyiz ansızın bir İNFİLAK!!!....
04-05-07
not:umutuz bir gecenin sabahı (neresi sıla neresi gurbet diye devinirken)
Pazar, Nisan 22, 2007
gözbebeği
sonra konusunca anlıyordu ikisi
Dalgalı,olaylı,ışıksızdılar karanlıklarında
kaybolan çocuklar gibi saftılar oysa....
gözbebeği misali alışıldı karanlığa
ve artık ne olursa olsundular....
büyüdüler ve yürüdüler
kanadılar ve düştüler
bulandılarsa da çamura bir tek şey devran edecekti
sevmeli idi alışmalı idi acımalı idi
ve kanamalı idi yaşananlar
her geçen gün yıllar gibiydi
bekliyordu seviyordu bitiyordu biri
özlüyordu üşüyordu
çaresizdi diğeri...
yalansız dolansız korunaksız ve karanlıktı
çok anlamlı,manzaralı dokunaklıydı resmi...
yaşanıyor....
büyüyor karanlıktaki gözbebeği gibi
duyumsasalar ömrünü feda edebilirdi
aşktan bi-haber diğerleri....
Salı, Nisan 03, 2007
giderikenlerde....
etrafımda cılgınca oyun oynayan ilkgenclik heyecanıyla tutusan gencler ve bu yasta 30uma merdivenli gibi duyumsayan ben..
kendim bir de yanlızlıgım da yanıbasımda tabiiki ..
son demlenmlerimde içim burkuk hala yapılacaklar yapılmamış yarım kalmısım sanki hakkını anlatamamıs bir alacaklı gibi dertliyim istanbula
kızgınımda biraz hiç suçu hatta haberi olmasada..
hani insan bir sebep arar ya bazen bu denli kayıtsızlıgına kendisiinin..
ya işte soyle soyle olmustuda gecmişte o yuzden ben bole boleyim
böyle böyle umursamıyorum hiçbişileri görmüyorum gözümün önündekileri diye...
son olarak suna tutunuyorum
"bizim hayır sandıklarımızda ser şer sandıklarımızda hayır vardır" diye diye tutunuyorum hayata eminim ve biliyorum vardır bunda da bir hayır...
kalbi gülümseyenlerden olabilmek,umman olup bir taş ile bulanmamak ümidi ile...
Perşembe, Mart 29, 2007
anlayana...
Kalmayan Sensin hediye süsü verilmiş ayrılıklardan geriye
Buhranlarla, kederle İnsan neler bulurmuş,olurmuş
kimbilir? neden hangi Nedametin ardından bakakalmışım
feth-i parisa olamamışım neye yaramışım...
aşklar içinde
Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor Yürüyorum kumların çakılların yani sıra Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan Avuçlarımda bir yanma Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın Oldu olacak Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize Ufacik bir gülüş geçiyor suyun üzerinden Bir çocuğun gülüşü gibi Aşkların, nice aşkların ayrılık günü gibi Bir sokağın ucunda kaybolup solan Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde Korularda yoğun bir erguvan sisi. Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor Ağları pembeden hüzne giden Dip sularında mercanlar gibi koyulasan Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel Çil basmış yüzünü bütün Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme Biliyorum atacak Böyledir memleketimin yoksul halkı Bir onlarda rastladım bu cömertliğe Istavritler kipir kipir dibinde sandalinin Balik dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi bakarlar insana Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini. Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil Yeşille sarı birlikte dönüyor Denize düşüyorlar kırıla kırıla Bir örtü oluyor düsündüğüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü Senin upuzun gövden -kapkara saçlarinla- ....................
gittiği yerde unutması istenmiş yine zor...

en dipteyiz!!!
Tanımadığım kişiler var hep aynadaki yüzümde
Hiç bilmedim ki istediğimi ne seni nede kendimi
Birşeyim yok geçer dedim ama geçmedi
Bilmiyorum bilemiyorum artık hiçbirşeyi
Bize dair söylenecek tek şey bellidir
Biz sen ve ben ikimiz kabul et en dipteyiz
Sen ve ben ikimiz kabul et en dipteyiz
Tanımadığım kişiler var hep aynadaki yüzümde
Hiç bilmedim ki istediğimi ne seni nede kendim
iBir şeyim yok geçer dedim ama geçmedi
Bilmiyorum bilemiyorum artık hiçbirşeyi
Bize dair söylenecek tek şey bellidir
Biz sen ve ben ikimiz kabul et en dipteyiz
Sen ve ben ikimiz kabul et en dipteyiz
Sen ve ben ikimizKabul et en dipteyiz
Sen ve ben ikimiz kabul et en dipteyiz
dostun sedası(30-11-2005 saat:02 11)
Onca insan ve onlarca pis koku içinde sadece benim kokladığım bir misk
tadığını ben ve benim gibilerin alabildiği ve hiçbirşeye değişmeyeceğim bir dost...
ama yanımda olmayan ve sana sarılamadığım bir dost
eksikliğini iliklerime kadar hissediyorum, dostum sensiz aciz gibiyim be"
deyişlerini duyuyorum kadim dostum duyuyorum sesini hem bak askerlikte bitti.....
Çarşamba, Mart 28, 2007
O KADAR
içimdekileri söndürmeye
ne kadar yangınım büyükse
o kadar...
su serpilir yüreğime
o kadar
büyürüm serpilenlerimle
o kadar
incinirimki bazen
o kadar
yenilirim kendime bile
o kadar
ama sen yinede
o kadarsın
aramasanda, sormasanda , görmesende beni
bak bu kadarsın
bu kadar....
o kadar.....
kırıklık
kimseyi bırakamayarak yalnız tüm yalnızlıgımı kendime saklama cesaretini göstermiştim
tüm yükümü sırtıma alarak
batsın istedim nasırlarıma,yıllanmıs yaralarıma,kenarıma vuran her aşkın ağırlığı...
kolay mı oldu, umarsızmıydım hayır mı, evet miydi soruların cevabı
gidebilmişmiydim gitmek istedigimde bilinmez,
zaten bilinir o kadar az şey kaldı ki cevremde
yaşamak gibi sahteydi herşey..
sana gelişim mi farklıydı sadece gidilen yol mu baskaydı
ne bileyim başkaydı işte bamabaşkaydı...
ama öyleydi değil mi
değil mi sevgili...
umarsızlığımdandı biliyorum
Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem,
Zülfü Perişanim Kal Melül Melül.
Kerem Et, Aklindan Çikarma Beni,
Aðla Göz Yaşini, Sil Melül Melül.
Elvan Çiçekleri Takma Başina,
Kudret Kalemini Çekme Kaşina,
Beni Ağlatirsan Doyma Yaşina,
Aðla Göz Yasini, Sil Melül Melül
Yeter Ey Sevdiğim Sen Seni Düzet
Karaları Bağla,Beyazı Çöz At
O Nazik Ellerin Bir Daha Uzat
Ayrılık şerbetin Ver Melül Melül
FETHiPARiSA Der Ki Ölüp Ölünce
Bende Güzel Sevdim Kendi Halimce
Varýp Gurbet Ele Vasıl Olunca
Dostlardan Haberim Al Melül Melül
Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım mı var
Azrail gelmiþ de can talep eyler
Benim can vermeye dermanım mı var
Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ý mahþerde
divan dururlar
Harami var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var
Er isen erliðin meydana getir
Kadir Mevlâ'm noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var
Karac'oðlan der ki ismim öðerler
Aðý oldu yediðimiz şekerler
Güzel sever diye isnad ederler
Benim Hakk'dan özge sevdiðim mi var???

